Başka gündemlerimiz vardı...
Bugünküyle alakası olmayan...
Ekmeği poşetlemeye kalkmışlardı bir dönem.
Üçlü koalisyon hükümeti zamanıydı.
Rahmetli Tarım Bakanı Mustafa Taşar Bakanlar Kurulunda yeni kararı savunmuş.
Daha hijyenik ekmeğin ancak poşetlemeyle mümkün olacağı düşüncesini.
Düzenleme haline getirmişti...
Uygulama başladı...
Sonra da tartışması.
Rahmetli Başbakan Bülent Ecevit bakanlar kurulunda, "Biz Rahşan'la sıcak ekmek seviyoruz, poşetlenince hamur oluyor" dedi...
Esasen öyleydi...
Vazgeçildi uygulamadan...
Zaten fırıncılar da poşet meselesinden rahatsızdı...
On beş yıl sonra ekmek bir daha siyasetin gündemine gelmiş...
Başakan Erdoğan 2013'te beyaz ekmek yerine çok tahıllı ekmek yemeyi tavsiye etmişti...
Günlerce tartışılmıştı...
-/-/-/-/-/-/-/-/-/-
Bir dönem kola boykotu da vardı memlekette...
Ama bugünkünden farklı bir gerekçeyle...
1990 yılıydı...
Ünlü kola markaları fiyatlarına yüzde elli zam yapmış.
Bir anda gençler arasında boykot yayılmıştı...
Bazı STK'lar da öncülük etmiş.
O günlerde zaten yüzde yüzlerde olan enflasyon...
Ve zam üzerine zam yapılan her şeyin sorumluluğu.
Kutu kolalara yüklenmişti!
İşin ilginci...
O gün kola boykotuna öncülük edenlerin önemli bölümünün ardılları...
Bugün daha insani bir gerekçe ile...
Gazze'deki soykırımı finanse ettiği gerekçesiyle kola boykotu çağrısına gayet duyarsızlar...
--/-/-/-/-/-/-/-
Farklı gündemlerle devam edelim...
1993 yılında özel radyo patlaması yaşanmıştı.
Ancak yasal mevzuatı yoktu...
Dolayısıyla.
Yasal altyapı yerine radyoların kapatılması gündeme geldi...
DYP-SHP hükümeti dönemiydi...
Büyük bir protesto dalgası yaşandı...
Arabaların antenlerine siyah kurdela takma protestosu...
Minik bir ayrıntıyı hatırlatayım.
O gün araçlarda öyle inen çıkan antenler vardı.
Kimi elle açılıyor.
Yuvasından çıkartılıp yukarı yükseltiliyordu...
Bazıları da otomatik.
Kendiliğinden yükseliyordu.
Radyo açılır açılmaz.
Ama bugünkü gibi...
Görünmeyen antenler yoktu...
-/-/-/-/-/-/-/-
Yıl 1999...
Yine medyatik bir düzenleme ile...
Arabaların gündüz yolda seyrederken de far yakması zorunlu hale getiriliyordu...
Zira bazı batı ülkelerinde bu uygulamanın kazaları azalttığı öne sürülmüştü..
Bu uygulama karşısında yine kaya gibi bir muhalefet bulmuştu...
Bazıları...
Araç farlarının içindeki ampülün ömrünü.
Ve bunun maliyetini hesaplamış...
İşin içinde otomobil ampulü lobisinin olduğunu söyleyenler çıkmıştı!
Sonra ne oldu...
Bugün araçların çoğu gündüz ayarlı farlarını yakıyor.
Çünkü araçların çoğu buna duyarlı zaten.
Ampul sektörü bildiğim kadarıyla patlama yapmadı.
Bunu tartışan da yok...
-/-/-/-/-/-/-/-/-/
1997 yılıydı sanırım.
Dönemin muhalefeti Anap lideri Mesut Yılmaz o günün çetelerine karşı...
Işık yakma söndürme eylemi başlatmış...
Duyarlılığı artırmak istemiş...
Sonra bu eylemler unutulup gitmişti...
Yakın zamanda günümüz muhalefeti de denedi...
Yine unutulup gitti...
Geçtik...
-/-/-/-/-/-/-/-
1990'ların başında bir stres bileziği patlaması yaşanmış.
İki ucunda toplar olan bu bilezik...
Kadınlı erkekli kabul görmüş...
Mucizesi baştan kabul edilmiş...
Palavrası ise görmezden gelinmişti...
Hiç bir şeye yaramasa da plesebo etkisiyle toplumu mutlu etmişti...
1980'lerdeki Zeka Küpü çılgınlığını anlatmaya gerek var mı bilmiyorum.
Bugünlerde yine çıktı piyasaya.
Küpün bir yüzünü tam renk yapıp.
Onu bozmadan diğer yüzlerini tam renk yapmak meseleydi...
Bunu yapanlar süper zeka kabul ediliyordu...
Bir de tetris çılgınlığı...
Bence hastalıktı...
Bugün elinden telefon düşürmeyenlerin ataları...
O gün tetris düşürmeyenlerdi sanırım.
Üniversite yıllarında bir kız hatırlıyorum.
Dışardaki bankta günlerce elinde tetris kafayı kaldırmadan oynuyordu...
Gündemler başka...
Hayatlar bambaşkaydı...
-/-/-/-/-/-/-/-/-/-/-
Islık çalınca ses çıkaran anahtarlık bayağı modaydı bir ara...
Ya da aracınızdan inince yerinden çıkarıp yanınıza alıp götürebildiğiniz teypler.
Çalınmasın diye tabi...
Sonradan sadece dış yüzeyi sökülenleri çıktı...
Ne büyük devrim...
Araç telefonları çok havalıydı...
Dancall marka...
Onu da alıp eve getirmek lazımdı.
Mazallah çalınabilirdi...
Zaten iki tuğla ağırlığında bataryasıyla taşınırdı...
Havası işlevinin önündeydi...
Walkman çılgınlığı da iki ayrı dönemdeydi sanki...
1980lerdeki başka tür walkmanlerdi...
Almancılar getirmişti onlardan görmüştük...
Kulaklığını takınca.
Helikopter pilotu gibi duruyordunuz.
Kafanızı sallayınca da...
Keyifli bir müzik dinlediğiniz dışardan anlaşılıyordu...
1990'larda çıkan walkmanler haliyle daha teknolojikti...
Ankara'da o zamanki Maltepe pazarında her türü satılıyordu..
Elektronik olanları, AİWA ve Sony tarafından yapıldı.
Bugünkü telefon kablo kulaklığına benzeyen kulaklıklarını.
Okula giderken, kazak ya da tişörtümüzün önünden sarkıtırdık.
Otobüste ayakta da olsan otursan da onu dinler...
Kulaklığı takınca dünya ile ilişkini keserdin.
Dönemin yaşlıları bazen bizi garipser.
Eminim içlerinden de saydırırlardı!
Neyse çok uzatmayayım.
En son aklıma gelen...
Televizyonları kumanda eden saatlerdi...
Kardeşimde vardı bir tane.
AVM'deki dev ekranı kapatıp açmıştı...
Herkesten "ooo" diye ses çıkınca...
Acayip eğlenmiştik...
Başka gündemler.
Başka eğlencelerdi...
Başka günler.
Başka alışkanlıklardı...